yaraticilik icinde oluyor ya boyle bazilarinin, yoktan var ediveriyorlar hani, ya aglayasim geliyor benim bu gunlerde, ne zaman bir fotograf yada kaligrafi sergisine gitsem, hislerime hakim olamiyorum, hele gecen pazar gittigim tarih muzesindeki sergi, adamlar sermisler ne guzel, gelen giden sergileniyor, isini bitiren cikip biniyor arabasina, ben iki gozu iki jakuzi misal, sanki bes yildizli dram sahneleniyor iceride, kendimi nasil attimsa disari, bi yagmur yagiyor bir ben.. dusundum , olctum, bictim, kestim,yapistirdim...buldum! degisiyorum, hem de son hizla..budur!
Monday, November 27, 2006
bir suru bir seyler yazacaktim ama, get your own blog kutusunu click'leyince( ya ben neden ingilizce yaziyorum ki, salak miyim neyim) yarisi uctu aklimdan, geriye kalan dortte biri de suya dustu, suyu da inek icti, inek de daga kacti, sonra yolu bulamadi salak inek(estafurullah, salak inek derken seni kastetmedim tabiki, alinma, o kendini bilir o inek, salak olan inek, daga cikip da ,sonra yolu bulamayip, eve donemeyen inek, o varya o iste, hamam fatmasi isine dondu bu) kalmis oralarda, dag icin de yandi bitti kul oldu diyorlar ama, soylenti bunlar, agzi olan konusuyor iste, ne demis atalarimiz (!!?) gozunle gormedigine inanma!kulagin icin ayni seyi soyleyemeyecegiz..
yaraticilik icinde oluyor ya boyle bazilarinin, yoktan var ediveriyorlar hani, ya aglayasim geliyor benim bu gunlerde, ne zaman bir fotograf yada kaligrafi sergisine gitsem, hislerime hakim olamiyorum, hele gecen pazar gittigim tarih muzesindeki sergi, adamlar sermisler ne guzel, gelen giden sergileniyor, isini bitiren cikip biniyor arabasina, ben iki gozu iki jakuzi misal, sanki bes yildizli dram sahneleniyor iceride, kendimi nasil attimsa disari, bi yagmur yagiyor bir ben.. dusundum , olctum, bictim, kestim,yapistirdim...buldum! degisiyorum, hem de son hizla..budur!
yaraticilik icinde oluyor ya boyle bazilarinin, yoktan var ediveriyorlar hani, ya aglayasim geliyor benim bu gunlerde, ne zaman bir fotograf yada kaligrafi sergisine gitsem, hislerime hakim olamiyorum, hele gecen pazar gittigim tarih muzesindeki sergi, adamlar sermisler ne guzel, gelen giden sergileniyor, isini bitiren cikip biniyor arabasina, ben iki gozu iki jakuzi misal, sanki bes yildizli dram sahneleniyor iceride, kendimi nasil attimsa disari, bi yagmur yagiyor bir ben.. dusundum , olctum, bictim, kestim,yapistirdim...buldum! degisiyorum, hem de son hizla..budur!
Thursday, November 23, 2006
birileri icin tuzbuz olmus kucuk hayal parcaciklari, birileri icin yeniden canlanma hevesiyle atmaya baslayan kalp kabarciklari, birazcik da umut, dudak kenarinda beliren ufacik bir gulumseme, basini gok yuzune kaldirip, kimsenin sana bakmadigi bir kac saniyeyi degerlendirip goz kirpiverirsin yildizlara, yeniden dogusunun ilk anlaridir bunlar..icin icine sigmaz, mutlu olursun :)
Friday, November 17, 2006
secret kestane
"hayata bir pencere actim !" desem, bana inanir misin? inanmazsin! inanma zaten! ne penceresi acacagim zaten, zaten diyorum ki zaten benim evimde pencere var zaten, yenisini acmak da bir cesit desarj olma sekli ama, evin bana ait olmadigini dusununce,acacagim bir pencerenin bana nelere mal olabilecegini dusununce, o dakika vaz geciyorum acacagim pencereden..simdi pu pencere muhabbeti de hangi pencereden esti de girdi beynime bilemiyorum.sanirim dun dvd sini alip, izleyip, izledikten sonra da "amaaaaaan! bumuymus yaniiii!!" tepkisi verdigim Secret Window' la bir alakasi olabilirim mi.Hayir.kesinlikle olamaz.Secret window'a gelmisken, eger aranizda hala stephen king okuyup, sonra adamin dolambacli yollara basvurup, bilahere dolana dolana yolunu kaybetip, nerelere geldim neydim ne oldum dusunceleri iceren psikolojik romanlarina "iyi"roman yorumu yapabilecek olanlariniz var ise, bu film ilgilerini cekebilir.(vizyondan kalkali 2 yil olan, ve bu surede benim fragmanlarindan etkilenmedigim ve nitekim izlemedigim, romandan suzme ve son zamanlarda yildizi ozellikle parim parim,(paril paril) parlayan mr.deep'in, hayal kirikligi yaratan filmlerinden biri)..netekim, ayni konu uzerine yazilmis ve izlerken insanin tuylerini dik dik eden Hide and Seek'i tek gecerim.
neyse, benim asil baska seyler yazmayi amaclayarak geldigim site, yine amac disi kullaniyor dusuncelerimi.su gunlerde de bir yorgunluk, bir uyuzluk, bir sefalet, bir ic sikintisi, bir, bir, bir ki uc dort..ki sorma.sanki bu parmaklarimin her biri, kendiliklerinden, kendilerine kocaman kocaman kum torbalari baglamislar da, nehir kenarinda iskeleden arkalarina dogru bakip," bizi bir daha kullanacak olursan atariz kendimizi asagiya" diye bagariyorlar sanki.parmaklar bile konusmaya basladi diyorsun simdi, evet ben de saskinlik icerisindeyim, Allah sonumuzu hayira cikarsin, daha nice mutlu gizli pencereler acsin evimize.
kestane buldum niha(c)yet!! simdi arkamda fokur fokur kanayan suyun ve icerisinde birbirlerine carpip duran kestanelerin sesi esliginde ruhumu teslim ediyorum. saat sekiz bucuga geliyor gene, aksam oldu, kestane sekeri yapacagim, elime yuzume bulastirmazsam olayi ustlerini de cikolata ile kaplayacagim, sonra ne yapacagim,"zevkle yiyeceksin tabiki" dedin!, cok yanildin!! hatta affedilmez bir hata yaptin!!cunku amacim,yaptigim nefis kokulu, enfes gorunumlu kestanelere ilacli asi yapip seftaliye cevirmek, sonra kirmizi baslikli cinlilere yedirip"bakin bu kestane "dierek onlari kandirmak ve yaptigim terbiyesizlikten hic utanmadan, turk filmlerindeki "kotu adam"i taklit eder bir sesle gulmek, aynen boyle" Ha haha!!" ( uc kere yeter)...
neyse, benim asil baska seyler yazmayi amaclayarak geldigim site, yine amac disi kullaniyor dusuncelerimi.su gunlerde de bir yorgunluk, bir uyuzluk, bir sefalet, bir ic sikintisi, bir, bir, bir ki uc dort..ki sorma.sanki bu parmaklarimin her biri, kendiliklerinden, kendilerine kocaman kocaman kum torbalari baglamislar da, nehir kenarinda iskeleden arkalarina dogru bakip," bizi bir daha kullanacak olursan atariz kendimizi asagiya" diye bagariyorlar sanki.parmaklar bile konusmaya basladi diyorsun simdi, evet ben de saskinlik icerisindeyim, Allah sonumuzu hayira cikarsin, daha nice mutlu gizli pencereler acsin evimize.
kestane buldum niha(c)yet!! simdi arkamda fokur fokur kanayan suyun ve icerisinde birbirlerine carpip duran kestanelerin sesi esliginde ruhumu teslim ediyorum. saat sekiz bucuga geliyor gene, aksam oldu, kestane sekeri yapacagim, elime yuzume bulastirmazsam olayi ustlerini de cikolata ile kaplayacagim, sonra ne yapacagim,"zevkle yiyeceksin tabiki" dedin!, cok yanildin!! hatta affedilmez bir hata yaptin!!cunku amacim,yaptigim nefis kokulu, enfes gorunumlu kestanelere ilacli asi yapip seftaliye cevirmek, sonra kirmizi baslikli cinlilere yedirip"bakin bu kestane "dierek onlari kandirmak ve yaptigim terbiyesizlikten hic utanmadan, turk filmlerindeki "kotu adam"i taklit eder bir sesle gulmek, aynen boyle" Ha haha!!" ( uc kere yeter)...
Saturday, November 11, 2006
ne var gecenin bi yarisi uyandirdin!!
gecenin bir (dortte ikisine isaret, yatak ve yorganlik eden) yarisinda, beni sicacik yatagimdan cikarip, evin (buz dolabini goz ardi edecek olursak) en buz koselerinden birini olusturan kucuk balkonda, bana bu satirlari yazdiran yuce ic sesimi saygi ile selamliyorum oncelikle.Biraz soğukça ama dağlarca anıyı barındıran birkaç metrekarede tek başınayım. Gözlerim ara(la)nıyor. Aramak özlemenin, özlemek burukluğun habercisi. Bilindik bir alametle gidiyorum kıyamete. Şaşkınım, kabul. Hem yazacak bir şey de kalmadı nerden bakarsan.Zaman geçse. Zaman bitse. Son nefesimin hemen ardından yukarı ışık tüneline mi gidiyorum, aşağı ateşin rahmine mi iniyorum, iki arada bir derede mi kalıyorum yoksa yok mu oluyorum artık hangisi kısmetse o olurken sımsıkı yumduğum gözlerimi oyunbozanca aralasam ve cansız yatan 70 yaşındaki bedenimin yanında seni görsem ve çok mutlu mu olsam nedir? Hani sanki "Oh be bir şeyi de elime yüzüme bulaştırmadan tamamlamışım şu hayatta" deme niyetiyle. Sonra sekerek giderim cehenneme ama bunu bir erkeğe söyleyemezsin ki güzelim. "Eyvah karı bana kancayı takmaya uğraşıyo galiba" der topuklar! Sonra istediğin kadar yok de gak de valla bak guk de, nafile. Zaten bu da her ne kadar "Seviyorum olm valla bi tuhaf durumlar bak" yazısı gibi başladıysa da öyle devam etmeye hiç niyetli görünmeyen bir yazıt. Dikit. Bi git. Birşey.Şimdi şey var bak hani insan zihni biriyle geçirdiğin bir zaman dilimini alır, onu geneller ve "Biz Mübeccellen görüştük"e çevirir. Mübeccel de senin kız arkadaşın olsun misal. Sonra doğal olan Mübeccel'den ayrılıp, evine gidip ödev/biraz iş filan yapıp arada Mübeccel'len ortalama 3 dakika konuşup, 3 kez mesajlaşıp yatıp uyuman ve ertesi gün okuluna/işine gitmendir. Sonra hani aşkın çokça kabardıysa Mübeccel'i ertesi gün de görürsün ama üçüncü gün mutlak bir ara verir kuzenle maça gidersin, olmadı PlayStation oynarsın olmadı bıdıbıtdıdısın. Yapmaz mısın ha? Yapmaz mısın?!! Ha şöyle dürüst ol. Peki Mübeccel'in yanından ayrıldığın anda sanki Mübeccel'i onca zaman hiç görmemişin de kıtkıtına vakit bulmşunuz da anca görüşmüşünüz gibi hissettiğini düşün? Düşün düşün...... düşündün mü? Hah evet şimdi unut bunların hepsini. Unut unut. Hani sanki damağında çok leziz bir tad kalmış da ah keşke olsaymış şimdi de tıka basa o yemekten yine yeseymişsin gibi bir hissiyat var mı? Yokla bir! Olmaz tabi niye olsun? O işte anca ... öyle kolay olmaz o öyle.
Tuesday, November 07, 2006
uyuya(maya)n kiz
ikinci bir emre kadar uykuyu yasakliyorum kendime, laf aramizda endiselenmeye basladim artik, ne dogal afeti bitiyor (yuksek oran orantida tsunami icerikli), ne cinayetler, ne aile ici fikir ayriliklari ve beraberinde gelen catismalar, ne karlar, kislar, gagasi sicacik kuslar v.s.
her gece izmir marsi ile uyumaktan ve her sabah onuncu yil nutku ile uyanmaktan falan bahsediyorum ( yazdigim yazinin ve duygularimin tamami ile gercekleri yansittigini ispat etmek nedeni ile yazdim bu son cumleyi, ne alaka simdi diye soranlar icin bir aciklamaydi simdi bu da, ve son olarak hala anlam veremeyenler icin soyluyorum : sen en iyisi bosver, vazgec yani anlamaya calismaktan, hepsi yasanmis ve bitmek uzere olan sacmaliklari animsatiyor bana, tipki yalan oldugu varsayilan bu dunya ve icinde nefes alip veren yaratiklar gibi), her neyse, konuyu yaydim gene ve asil soylemek amaci ile cok nadir de olsa gelebildigim blogumu kotu emellerime alet ettim ve gidiyorum...
her gece izmir marsi ile uyumaktan ve her sabah onuncu yil nutku ile uyanmaktan falan bahsediyorum ( yazdigim yazinin ve duygularimin tamami ile gercekleri yansittigini ispat etmek nedeni ile yazdim bu son cumleyi, ne alaka simdi diye soranlar icin bir aciklamaydi simdi bu da, ve son olarak hala anlam veremeyenler icin soyluyorum : sen en iyisi bosver, vazgec yani anlamaya calismaktan, hepsi yasanmis ve bitmek uzere olan sacmaliklari animsatiyor bana, tipki yalan oldugu varsayilan bu dunya ve icinde nefes alip veren yaratiklar gibi), her neyse, konuyu yaydim gene ve asil soylemek amaci ile cok nadir de olsa gelebildigim blogumu kotu emellerime alet ettim ve gidiyorum...
Wednesday, November 01, 2006
su son 3 yil cok sey kazandirdi
ve ne yazik ki bir o kadar da
kaybettim...
simdi donup bakiyorum o kaybettiklerime
ne kadar yazik..
hepsi dakika dakika
saniye saniye yasanmaya deger
belki milyonlarca an!
birileri zamani geri alsa
bana yeniden bir firsat deseler
ne farkli olurdu?
ne degisirdi?
o kadar cok sey geciyor ki aklimdan...
gecenin bu saatinde
her seyimi geri istiyorum
yasayamadigim her seyi
02.11.2006
01.44
taipei
ve ne yazik ki bir o kadar da
kaybettim...
simdi donup bakiyorum o kaybettiklerime
ne kadar yazik..
hepsi dakika dakika
saniye saniye yasanmaya deger
belki milyonlarca an!
birileri zamani geri alsa
bana yeniden bir firsat deseler
ne farkli olurdu?
ne degisirdi?
o kadar cok sey geciyor ki aklimdan...
gecenin bu saatinde
her seyimi geri istiyorum
yasayamadigim her seyi
02.11.2006
01.44
taipei
