gonca...

Saturday, April 07, 2007

The Notebook

sonunda tum cesaretimi toplayip izledim o filmi..

"The Notebook"
eee ne diyor kitap: bir gun olur da aska dusersen, asiklarin cilginligina kapilmam deme sakin!.. kapilirsin..

tam tahmin ettigim gibi, filmin bitisini ifade eden, siyah zemin uzerine beyaz yazilmis satirlar ciktigi zaman, ben coktaan ayrilmistim ademoglunun yasam surdurdugu bu boyuttan..4 gun suren bu kendini kaybetme, arayip bulamama ve nihayetinde tesaduf eseri bir kose basinda karsilastigim, firar eden ruhumu kolundan tutup surukleyerek eve getirme maceramin ardindan, Zürafa düşkünüymüşüm gibi beyaz giydiğim, yağmurlu bir güzertesiydi bugün. İçimi dışıma çıkarma isteği bir türlü dinmek bilmedi sabah kalktığımdan beri. Arabayla okula giderken gıcır deri döşemelere kusmamak için yol boyu put demiş düldül gibi kıpırtısız durdum.Son olarak hatirladigim sey calan telefon ve kopru altinda mangal partisini haber veren icten davetti, ki dokunsaniz parcalara ayrilacagim su halimde bile hayir diyemedim.

biraz once kahvaltimi yaparken, gozum rafta duran tozlanmis romanlara takildi.Belli belirsiz bir gülümseme peydahlandı dudak kenarlarımda "Kediler Kralı"nı hatırlayınca. Sonra düşündüm de benim var mıydı küçükken okuduğum ve çok etkilendiğim bir roman? Hiç unutamadığım ve yıllar sonra dokunsam gözlerimin dolacağı...?Bulamadım... ama bir şarkı buldum her zamanki gibi. Bu cümlenin sonu tam da smiley smiley tey'lik oldu, okurhan. Üç kere sinemada seyrettiğim bir çizgi filmden, film müziği albümünü alıp yüzlerce kez söylediğim bir şarkıya dönüşmüştü bu (tamam seyrettiğimde çocuk sayılamazdım belki ama çocukken seyrettiğim ve etkilendiğim tek çizgi film Clementine'di)... Sözlerine bakarsak hiç de masumane gelmez kulağa. Herşeyini yitirmiş umut dolu bir prensesin öyküsüdür zira.

Deana Carter ve
'once upon a december'..